Son Dakika >> Gazete >> Milli


İnek Hesabı


Link [2022-11-01 03:24:36]



“İki ineğin var” diye söylenen varsayımsal anlatı, çeşitli siyasi, ekonomik, sosyal vb. sistemler üzerine bir hiciv biçimidir. Bu şakanın kurgusu, dinleyicinin belirli bir sistem içinde yaşadığı ve iki ineğinin olduğu varsayımıdır. İşin püf noktası, bu sistemdeki dinleyiciye ve ineklere ne olduğudur. Şöyle ki hipotezi ortaya koyan kişi; “Sosyalizm: İki ineğiniz var; devlet birini alır ve ihtiyacı olan birine verir. Komünizm: İki ineğiniz var; onları hükûmete verirsiniz ve hükûmet size biraz süt verir. Faşizm: İki ineğiniz var; onları hükûmete verirsiniz ve hükûmet size biraz süt satar. Kapitalizm: İki ineğiniz var; birini satıp boğa alırsınız. Nazizm: İki ineğiniz var; devlet ikisini de alır ve sizi vurur.” (George A. Henninger, “In Defense of Dictionaries and Definitions”, The Modern Language Journal, January 1944, vol. 28, pp. 29-39) diye söyler. Hipotez, iki ineğin varlığı üzerine kurulur; inek yoksa alınacak verilecek hiçbir şey yoktur. Nitekim çoğunluğun bir tane bile ineği yoktur ve tüm bu denklemlerden beridir! Hele de tüm sorunları bu şekilde anlamaya alışmış yurdum insanı, metaforun ne olduğunu bilmeden, ‘metaforla saadet olmaz’ sözüne teşnedir. Çok çok ‘ne ineği abi ya?’ umursamazlığıyla tepki verir. Onun için örnekleri çeşitlemek elzemdir. Ne olduğu, nasıl işlediği belli olmayan ama içinde yaşadığımız ya da Reha Muhtar deyişiyle ‘yaşatıldığımız’ sistemsizlikte, ortada inek ve devlet olmasa bile bir şekilde güç elde edip insanlık üstüne tahakküm kuranların hemen her şeye dair çözümleri bulunur. (Aslında bu güç sahiplerinin kanıksanmamış ama tanımlanmış yığınla ismi de bulunur; muhafazakâr İslamcı soslu liberal bukalemun, Doğan SLX görünümlü Şahin, çoklu çete vb.) Karşılarına hangi argüman konulursa konulsun, onlar hep inekte kalmayı başarırlar. Zira devlet de inek de onlarındır ve diledikleri şekilde tasarruf hakkına sahiptirler. Bu yetkiyi herhangi bir öğreti umursamayan, değer nedir bilmeyen, kaynaklarının çarçur edilmesi gerektiğine inanan ve bile isteye onayını alıp tepesine kuruldukları millete dayandırırlar. Bunlarınkisi sistematik görünmeyen bir yapıdır, hemen her şey olabilirler. ‘Muhtar bile olamazsın’ diyenlere inat vücuda gelmişlerdir. Aslında muhtar bile yapılmamaları gerekir, zira onu dahi beceremeyecek kadar niteliksiz, herhangi bir iş sahibi olamayacak kadar liyakat yoksunudurlar. Lakin konumlarını korumak adına çözemeyecekleri sorun bulunmaz. İnsanların domates, soğan, patates alamayacak halde olduğu dile getirilse vatandaşa sebze satmak için bunlar koşa koşa tanzimler kurar, kâra geçer. Salgın hastalık dense alınacak tedbir kabilinden toplantılar, dezenfektan satıp voleyi vurma planına dönüşür. Filanca hastalık arttı diye söylense bunlar ortaklık kurdukları müteahhitlere devasa hastane binaları inşa ettirir, zincir marketler gibi zincir hastanelerin de paydaşı olur. Yol, köprü, motorlu taşıt vergileri yegâne gelir getiren mülktür ama daha çok yol, daha çok köprü, daha çok vergi, daha fazla inşaat demektir. İnsan olana tiksinç görünen ‘yönetmek’ kelimesinin hakkını vermek için memleketi şirket gibi yönetmekten söz ettiklerinde pek dikkate alınmazlar ama tüm ülke devasa bir şantiye alanına dönüşür. Doğrusu belli başlı yeni ürün portföyü yoktur; o an için ne lazımsa onu tedarik edip satarlar. Beton o ürünlerin en kolayıdır. İki yıl sonra kentsel dönüşüm diye tutturacakları yapılar için imar affı çıkarıp milletin elinde ne var ne yok alırlar. İki yıl geçtikten sonra en fakirinin bile cebinde nesi var nesi yok alabilmek için onlara daha plan aşamasında bile olmayan evler satarlar. Proje güya oturacak evi bile olmayanlar için tasarlanır ama çağ atlayan memlekette bu fırsat simsarlığına başvuru oranı övünç sebebidir. Hasılı onlar nezdinde çözülemeyecek hiçbir sorun bulunmaz, icabında lüks otomobil meraklısı zenginler için otomobil bile üretilir. İki ineği olmayan için muazzam krediler açılıverir. Kredi vaat edenler kadar olmasa da azıcık uyanık davranırsa çiftlik bile kurar. İş bu serencam ne liberalizmle, ne neoliberalizmle, ne lokal kapitalizmle açıklanamaz. Bunlar bir başka sistemin mucidi sayılmalıdır! Her yokluktan, her şikâyetten, giderilmeyen ihtiyaçtan para kazanmak kime vergilidir? Amerikan kapitalizminin win win approach diye bilinen ve bizde hep yanlış anlaşılan yaklaşımı halt etmiştir.



Çok Okunanlar

2024-09-21 14:49:04